top of page

SİLİFKE'DE BİR AZİZE... RAHİBE TEKLA




Çok uzun yıllar önce ,Anadolu'nun İkonion (Konya) şehrinde ay parçası kadar güzel, saçları kestane renginde, gözleri Toros'ların ötesindeki Akdeniz'in parlak mavisinde, Thekla adında genç bir kız yaşar.


Böyle başlıyor Azize Tekla'nın Konya'da başlayan, Isparta Yalvaç'ta süren ve Silifke'de sona eren hikayesi.

Silifke Doğu Akdeniz'in pek de gidilmeyen gizli bir hazinesidir.


İçinden Göksu nehrinin aktığı. nehrin taşıyıp getirdiği alüvyonlarla bereketli bir deltaya sahip

bu şirin beldemizde hayat, sahip olduğu tarihi unutmuş gibi mütevazi bir biçimde akıp gider.


Büyük İskender’in 33 yaşında ani ölümünden sonra,

3 Generali bıraktığı topraklar için savaşmışlar ve de imparatorluk topraklarını aralarında paylaşmışlardır.

Bu paylaşımda Suriye ile Anadolunun bir kısmı Silifke dahil Selefkos Nikador’a düşmüştür.

Selefkos Nikador Taşucunda bulunan Ağa (Holmi) Limanı halkını bugünkü Silifke’nin yerine getirerek kendi adını verdiği Selefkiya’yı (Silifke) kurmuştur.


Selefkos Nikador kendi adına değişik yerlerde dört Silifke şehri kurduğu halde bugün ayakta yalnız bizim Silifke kalmıştır.


Tekla Annesi ile Konya'da yaşıyorken ve güzelliği ile şehrin saygın ve zengin insanları arasında pek çok talibi varken, Aziz pavlus Konya'ya gelir ve hemen yanlarındaki evde Hz. İsa'yı ve O'nun yolunu anlatır.

Tekla evden bütün konuşulanları duyar ve ömrünü İsa'nın yoluna adamaya karar verir.


Hikayesi uzundur.


Annesinin şikayeti üzerine Aziz Pavlus tutuklanır, Isparta Yalvaç'a götürülür.

Tekla kaçarak onu ziyarete gider.


Bu ziyaretleri yüzünden babası tarafından da defalarca cezalandırılır.

Sonunda da babası tarafından yakılarak öldürülür.


Bu ölüm şekli tabi ki Anadolu'nun ilk inançlı Hristiyanlarının hafızasında öyle güçlü yer eder ki,

hikayesi asırlarca anlatılarak bugüne kadar gelir.


Zamanla, inananları yıldırım çarpması gibi ani ölümlerden koruyan bir inanç kültü haline gelir.

Elektrikle uğraşan meslek sahiplerinin sığındığı , ani ölüme yol açan kazaların bol olduğu meslek erbabını koruyan bir Azize olarak kabul görür.


Akdeniz bölgemizin Silifke ilçesinde, hayatının son yıllarını geçirdiği mağara üzerinde Roma döneminde bir kilise yapılmış ve etrafında hamam. sarnıç vb. yapılar oluşturulmuş, burası

14. yüzyıla kadar Hristiyanlarca düzenli ziyaret edilen bir Haç merkezi haline gelmiştir.


Yeraltı kilisesi çok özgündür.


Şu anda da Azize Thekla ikonlarıyla süslenen bu yeraltı kilisesi,

Bizlere inancın ve inanca dayalı seçimlerle biçimlenen hayatların Anadolu tarafından

Ne kadar benimsendiğinin mesajını vermekte...


Yolunuz düştüğünde

Deniz seviyesinden azıcık yükselerek yine çok yakında bulunan

Cennet ve Cehennem obruklarını da ziyaret etmeyi unutmayın.


Tabi ki bir de,

Yol üzerinde yemyeşil ağaç gölgeleri altında,

Gözlerinizin önünde uzanan Göksu deltasından akıp giden tarihi düşünerek,

Akdeniz'den gelen rüzgarı hissederek,

Meşhur Silifke yoğurdundan yapılan yayık ayranı ve yöre halkının sıkma dediği saç ekmeğini

tadacağınız mola vermeyi,


Sakın unutmayın....








24 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Post: Blog2_Post
bottom of page