top of page

KUŞADASI HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ




Kuşadası'na isterseniz binlerce defa gelin bu ismi duymadıysanız ya da size bir şey ifade etmiyorsa

bir yeri ziyaret ederken pek de nasiplenemediğinizi söylemek zorundayım.


Esmerliğinden ötürü “Kara”, Mısır'daki asi kölemenleri tepelemesi nedeniyle de "kul kıran", Sultan I. Ahmet’in yedi yaşındaki kızı Gevherhan Sultan ile evlendiği için "Damat " lakaplarını alan Mehmet Paşa.

Fakat en yaygın lakabı "Öküz “dür.


Neden Öküz lakabı verildiğine dair ilginç de bir anekdot vardır.


Babasının Öküz nalbantlığı dolayısıyla çevresindekilerce gizliden gizliye “Öküz” olarak adlandırılmış Mehmet Paşa’nın komuta ettiği ve İran’a düzenlenen bir seferde, ordu komuta heyeti taarruz planları gözden geçirirken taşıma işlerinde kullanılan öküzlerden biri çadır aralığından kafasını uzatıp gözlerini Öküz Mehmet Paşaya dikmiş ve böğürmeğe başlamış. Paşanın çevresindekiler önce kıs kıs, sonrada kahkahalarla gülmeye başlamışlar. Zeki ve yetenekli Paşa yavaşça yerinden kalkarak öküzün yanına gitmiş ve kulağına bir şeyler söyleyip yerine geçmiş. Vezirlerine dönerek şöyle demiş; “Bu hayvan bana ne dedi biliyor musunuz? Senin kim olduğunu biliyorum. Bir öküz olarak asilliğinle bunca eşeğin arasında ne işin var? “ Bende kendisine , “ her eşek sürüsünün başında mutlaka bir Öküz olması gerekir.” Dedim. Bundan sonra da Mehmet Paşanın Öküz lakabı resmiyet kazanır. Paşa, vakfını bu adla kurar ve vakfiyesini bu adla yazıp imzalar.


Aslını bilemeyiz ancak bildiğimiz,


Kuşadası, asli olarak bir Osmanlı yerleşimidir. Bu bölgenin ciddi biçimde iskân edilmesi, yani canlı bir yerleşim yeri olarak ortaya çıkması, bu bölgenin Öküz Mehmed Paşa’ya temlik edilmesinden sonradır. Osmanlı padişahı Genç Osman tarafından 1620’li yıllarda Öküz Mehmed Paşa’ya mülk olarak verilen bu bölgenin tüm gelirleri (vergiler, tüm coğrafyası, iskele, gümrük, evler, kale, cami, kule, vs.) daha sonra vakfa dönüştürülmüştür ki, Öküz Mehmed Paşa Evkafı olarak isimlendirilen bu vakıf sayesinde bugünkü Kuşadası şehri ortaya çıkmıştır.


Mehmet Akif Erdoğru, Kuşadası’nın Kurulması ve Gelişmesinde Öküz Mehmet Paşa Vakfının Rolü, Kuşadası ve çevresi Türklük ve Türk Tarihi Sempozyumu, Kuşadası Aralık 2017




Kuşadası hakkında buyurun bir başka bilinmeyen;


Bugün İstanbul Fatih semtinde Hırka-i Şerif Camisinde sırlanan Hz. Peygamber'e ait hırkanın 900 sene Kuşadası'nda kaldığını ve Sultan 1. Ahmet'in fermanıyla İstanbul'a getirildiğini biliyor muydunuz?




Tarih sayfalarını biraz aralarsanız bu şehre Avrupalı gezginlerin Scala Nova dediğini görürüz.



O zamanlar Sakız ve Sisam adalarından Aziz John'un sürgün yeri olan Ayasuluk yani Selçuk'a gitmek isteyen gezginlerin geçmek zorunda oldukları bir duraktır.


18nci yüzyılın son diliminde Kuşadası’na gelen seyyahların içinde o zamanki Kuşadası’nı en iyi anlatan seyyahlardan birisi de James Dallaway ’dir.


Buyurun size James Dallaway'dan bir tespit...


''Çınar ağaçlarının altındaki bir kahvehanede öğle yemeğimizi yedik. Burada, Türklerin eski ağaçlara bir şükran ifadesi olarak büyük bir hürmet ile baktıklarını gördüm. Ağacın kendilerine bir nimet olarak verildiğini düşünüyorlar, bu nedenle şükran duyuyorlar.''


Çok uzatmak istemiyorum ancak Kuşadası ile ilgili belki merak da etmediğinizden pek bilmediğiniz bir kaç konudan daha bahsetmem gerekecek.


Biliyoruz ki Anadolu'nun düşünsel anlamda en hızlı şekilde geliştiği dönem 12. ve 13. yüzyıllardır.

Yunus Emre, Mevlana , Hacı Bektaş Veli vb. pek çok gönül insanı Anadolu'muza bugünlere ulaşan bir fener tutmuşlardır.

Kuşadası hakkında pek de bilinmeyen bir şey de Osmanlı döneminde burasının bir Bektaşi renge boyanmış olduğudur.


Kuşadası’nın 1413 yılında Çelebi Mehmet tarafından Osmanlı hakimiyetine katılmasından yaklaşık 200 yıl öncesinde Türkler Ayasuluk adıyla anılan Selçuk, Birgi, İzmir ve Aydın civarında yerleşik hayata geçmişler ve sürekli fetihlerle hakimiyet alanlarını genişletmekte idiler.


Kuşadası’nda ilk bilinen Türk tarikatı Bektaşiliktir. Osmanlı döneminde bilhassa Konevi Damat Mehmet Paşa’nın ( Öküz Mehmet Paşa) kenti imar faaliyetleri ve büyük bir külliye yaptırmasından ve Güvercinada Kalesi’nde bulunan Yeniçeri sayısını artırmasından sonra Bektaşilik en bilinen ve yaygın tarikatlardan biri olmuştur. Yeniçerilerin Bektaşi tarikatına mensup olmaları ve Osmanlı toplumunda önemli bir yerleri olması hasebiyle Kuşadası’nda yüzyıllarca Bektaşi tarikatının dergâhı vardı.


Bahsetmek gereken bir diğer isim ise Halveti tarikatının Kuşadası’ndaki önemli pirlerinden biri de 18.yüzyılın ikinci yarısı ve 19.yüzyıl başları arasında yaşamış ve Adaviyye yani Kuşadalı diye tanınan İbrahim Halveti hazretleridir.


Zamanımıza kitapları ulaşamasa da yüzün üzerinde mektubu ile yaşam üzerine bakışı günümüze ulaşmıştır.


Kuşadalı'nın Nutk-u Şerif'inden bir beyit :


Vech-i yâre duş olan âlemde seyrân istemez

Cânını cânâne teslîm eyleyen cân istemez


Yani sevgilinin yüzü omuzunda olan başka bir şey seyretmek istemez

Canını sevgiliye teslim eden başka bir can istemez..


Yarin yüzü ile kastedilen ne , Can kim Canan kim, seyran neyin seyranı?


Gelin devam edelim.


Daha neler var Kuşadası'nda ...


Hadi bir bilinmeyen daha yazalım...


Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri Çalıkuşu’nun kahramanı Feride’nin yaşadığı Çalıkuşu Evi

04 Kasım 2008 tarihinde düzenlenen büyük bir törenle hizmete açılmıştır.

Çalıkuşu Evi, Kuşadası’nın geleneksel mimari karakterini yansıtan bir yapı olarak kentin kültürel belleğine katkıda bulunmaktadır. Çalıkuşu evi Kuşadası halkı tarafından simge yapı olarak bilinmekte ve algılanmaktadır.


Değerli dostlar,

Kuşadası bir hazinedir.

Halihazırda bu hazine sandığının kapağı açılmamıştır.

Yakın bir zamanda açılacaktır.


Dünyanın dört bir yanından insanlar Anadolu'muza akacak ve en çok gelinen yerler arasında elbette Kuşadası da olacak.

Gelin önce biz elimizdeki hazinenin kıymetini bilelim.


Bugüne kadar Kuşadası'na gitmeyen mutlaka gitmelidir,

Daha önce gidenler ise bambaşka bir gözle yine ziyaret etmelidir.

Bu defa daha fazla sorarak görünenin arkasına bakarak

Bir kez daha ve yeni bir bakışla...


Bu yazıyı hazırlarken yararlandığım kaynak :



Hazırlayanların eline ve emeğine sağlık...

Mutlaka sayfayı ziyaret etmenizi ve yazılara göz atmanızı öneririm.


Kalın sağlıcakla....



27 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Post: Blog2_Post
bottom of page