top of page

DİYARBAKIR MI, MARDİN Mİ, KUDÜS MÜ?





Değerli Dostlar,


Kudüs mü ?

Diyarbakır mı?

Mardin mi?


Ne ilgisi var bu da nereden çıktı diyenlere,





El cevap :

Diyarbakır'ı gezin sonra cebinize Mardin'i de koyun, sonra Kudüs'e

Şam Kapısı'ndan girmeden önce kapıyı karşıdan şöyle alıcı gözle süzerek tarih sayfalarında geriye doğru gidin.

Binyıllardan beri bu kapıdan girip çıkanları gözlerinizin önüne getirin.

Şimdide Diyarbakır'da İç Kale Saray Kapı'nın karşısına geçin ve yine gözlerinizi kapatarak

etraftaki sesleri dinleyin, dinlerken de yine hayal gücünüz size yardım etsin.

Arada Mardin'in ara sokaklarına, Abbara'lara da girip şöyle bir yürüyün...

Sonra Mardin Ulu Cami etrafındaki dükkanlardan sokağa yayılan envai çeşit kokuya odaklanın.


Neredeydik ?

Kudüs Şam Kapısı ( Damascus) önünde.


Şİmdi gözlerinizi açın..

Kapıya yönelin ve içeri girin.


İsa Peygamberin Çile yolundan yürürken Mardin'i, şehir surlarını dışarıdan ve içeriden her gördüğünüzde Diyarbakır'ı hatırlayacaksınız.


Elbette Kadim topraklar birbirine benzer.

Mimarisi ile, dokusu ile, duyuşu ile, binlerce yıldır süren gelenekleriyle.

İnsanlarıyla toprağın kokusu özleşmiştir.

Mezopotamya'nın kuzeyden güneye, yukarıdan aşağıya, bir medeniyet olarak aktığını görürsünüz.

Fırat ve Dicle arasından akan Kadim bir medeniyet.

Mezo-potamya eski Yünan'da iki nehir arası demek.

Medeniyet de bildiğimiz gibi Medine yani şehir kelimesinden geliyor.

Uygarlık anlamını bu coğrafyada kurulan Kadim şehirlerden alarak binlerce yıldır kuzeyden güneye

akıyor ve aynı uygarlığı geçtiği yerlere de götürüyor.


Kaynak neresi ?


Tabi ki Anadolu...


Diyarbakır Çayönü Höyüğündeki bulgular M. Ö. 7500' lere gidiyor.

Diyarbakır Kale İçi Amida Höyüğünde yapılan kazılarda M.Ö.6000'lere kadar giden bulgulara rastlandı.


Göbeklitepe konu dışı şu anda...

Hele bir sular durulsun daha çok şey var su yüzüne çıkacak.


Asurlular döneminde Amidi ,Amedi, Roma'da Amid, Amida,

İslami dönemde Kara Amid ya da Kara Hamid, Diyar-ı Bekir ve Cumhuriyette Diyarbakır isimleriyle anılmış gönlümüzde yer etmiş bir şehir Diyarbakır.


Yanıbaşından usulca akan Dicle nehri ve bolluk timsali Hevsel Bahçeleriyle Bereketli Hilal'in en bereketli ve en eski şehirlerinden biri.


Diyarbakır Kalesi ve surları, yaklaşık dokuz bin yıllık olan surlar, Çin Seddi'nin ardından dünyadaki en uzun ve geniş savunma duvarı. 2000'de yapıyı Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil eden UNESCO, 2015'te ise Dünya Mirası olarak tescil etti.


Diyarbakır surlarının çevre uzunluğu yaklaşık 5200 metredir. İçkale’nin Suriçi’nde kalan bölümünün uzunluğu 599 metredir. İçkale ile birlikte sur duvarlarının toplam uzunluğu yaklaşık 5800 metredir.


Dış surlar üzerinde 82 adet, İç Kale üzerinde ise 19 adet burç bulunmaktadır.


Hem içeriden hem dışarıdan yürünerek süslemeleri, kitabeleri görülmeli, Keçi Burcundan Hevsel bahçelerinin tadına doyulmaz bir seyri var.


Ancak İç Kale hem surlarıyla hem burçlarıyla hem de içindeki tarihsel zenginliğiyle kesinlikle detaylı bir geziyi hakediyor.


Öncelikle Diyarbakır'ın en eski şehir merkezi Amida Höyüğü İç Kale'de.

Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan Artuklu Sarayı kalıntıları,

İç Kale surlarına paralel uzanan Roma yolu,

Kentin Osmanlı döneminden beri İdari yapılarının bulunduğu bölüm ve şimdiki Diyarbakır Arkeoloji Müzesi,

Hepsi İç Kale'de bulunuyor.

Hem de enfes bir restorasyonla.


Ve bana sorarsanız Müze içinde bulunan, kahvenizi keyifle yudumlayacabileceğiniz eski Kolordu Binası şimdiki Kafe,

Hevsel Bahçelerinin en doyumsuz seyri buradandır...


Şimdilik Kudüs'e yolunuz düşmedi mi ?


Hiç sıkmayın tatlı canınızı.


Önce Kalesiyle, surlarıyla, çarşılarıyla, Hanlarıyla, Camileriyle ve sonra tabi ki İç Kale içindeki müzesi ve Hz. Süleyman Camisi ve Sahabe türbeleriyle Diyarbakır'ı gezin.

Sonra da dar sokaklarıyla, Süryani Kiliseleriyle, Ulu Camisiyle, Medreseleriyle, taze Süryani çöreklerinin kokularını takip edin.


Duyuş,

Hissediş,

Tatlar,

Kokular,

Kültürler,

İnsanlar...


Hasılı

iki nehir arasında doğmuş,

Kuzeyden güneye akan bir kültür ve medeniyet ...


Ne mutlu ki bu kültürün ve bu Kadim Medeniyetin içine doğmuşuz...


Yaşasın Adem Babamız ve Yaşasın Havva Anamız


İyi ki bu topraklarda doğmuşsunuz.


Nereden mi biliyorum ?


:) :) :)












46 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Post: Blog2_Post
bottom of page